Turizmin kurtuluşu low-cost uçuşlarda mı ?

Başlıktan da anlayacağınız üzere bugün sizlere Türk turizmi için çok önemli bir konudan bahsetmek istiyorum.

Avrupa turizm piyasasında low cost uçuşlar ne kadar önemlidir?

Önce güçlü rakiplerimizin durumuna bakalım: Her gün Avrupa’nın değişik şehirlerinden İspanya, Yunanistan gibi rakip ülkelere uçak seferleri düzenlenmektedir. Bu seferlerin önemli bir bölümü ise low cost diye adlandırılan uçuşlarla gerçekleştirilmektedir. Başta Ryan Air, Easyjet, Germanwings olmak üzere birçok low cost uçak şirketi, bu ülkelere ucuz fiyatlı koltuklarla turist taşımaktadır.

2014 yılı verilerine göre, İspanya’ya giden yolcuların yüzde 46’sının low cost uçuşlarla taşınmış olması, olayın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu oranın 2016 yılında biraz daha artarak yüzde 52'lere ulaştığını görmekteyiz. Oranın önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceği aşikardır.

Peki Türkiye’ye yönelik low cost uçuşlar var mı?

Hemen söyleyeyim; hiç yok gibi! Pegasus Havayolları dışında Türkiye’de gerçek anlamda low cost uçuş yapan herhangi bir şirket yoktur. Pegasus sadece belli destinasyonlarda low cost uçuş “yapıyormuş” gibi çalışan, ama bütüne baktığımızda bu iş için yeterli stratejiye sahip olmayan bir şirkettir. Diğer mevcut uçak şirketlerimiz ise ya normal tarife ile ya da charter şeklinde uçmaktadır. Bu tamamen ticari bir tercihtir.

Türkiye’nin low cost uçuşlarla ilgili herhangi bir alt yapısı var mı?

Aslında bir zamanlar Avrupa’dan Türkiye’ye tamamen resort anlamda low cost uçuşları yapan yerli bir şirketimiz vardı. Şimdi size biraz bu yaşanmış örnekten bahsetmek istiyorum;

Uçak şirketlerinin satış ağlarını geliştirmeye başladığı 2000’li yılların başında Kayı Tur, bir destinasyon için low cost uçuşların önemini anlamış ve kurduğu SKY Havayolu şirketiyle, kısmen de olsa Türkiye’nin low cost ihtiyacını uzun bir dönem karşılamıştı.

Yaz-kış demeden Almanya, Hollanda, Polonya, İskandinavya ülkeleri, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa’nın birçok şehrinden Antalya ve Ege'ye uçuşlar planlamış ve kapandığı 2013 yılına kadar hemen her yıl iki milyondan fazla yolcu taşıyarak faaliyetine devam etmişti.

Sadece Almanya’dan Antalya’ya kışın 20’ye yakın ve yazın da 35’den fazla havalimanından uçarak, bu alanda rekorlar kırmıştı. Bu uçuşların bir kısmını kendi operatörlerine ait yolcularla doldururken diğer bölümünü ise oldukça uygun fiyatlarla Türkiye’ye yolcu gönderen operatörlere ayırmıştı.

Low cost uçuş yapmak için sadece uçak sahibi olmak yeterli mi?

Türkiye gibi handikaplı destinasyonlarda low cost uçuş yapmak büyük riskler taşır. Özellikle kış aylarında ve yaz sezonu başlangıçları, hem tur operatörleri için ve hem de oteller için kâbus dolu aylardır. Kayı Tur bu aylarda yaptığı uçuşlarla operatörlerden hiçbir ön ödeme ve teminat istemeden “kazan, kazan” prensibi üzerine kurulmuş bir ticari ilişki ile çalışmıştı. Partnerlere sadece “sattığın kadar koltuğu öde” şartı ile uçaklarını pazarlamış ve uzun süre bu işin altından kalkmayı başarmıştı.

Bu başarının altında yatan nedenlerden biri cesaret, ötekisi de sektöre olan inançtı. Diğer önemli etkenler ise; turizmin ana kolları olan konaklama, ulaşım, tur operatörlüğü ve yerel hizmet ayağı olan acentecilik faaliyetlerinin hepsini birlikte yürütüyor olmasıydı.

Tursem, Öger, Kayı gibi cesur firmalar piyasadan çekildikten sonra, özellikle Antalya ve Ege’de sezon başları ve kış ayları daha sessiz ve sancılı geçmeye başladı. Bu dönemlerde sektör olarak low cost uçuş ihtiyacını çok daha derinden hissediyoruz.

Acil bir şekilde bu tarz uçak seferlerini yapmaya talip olacak şirketlere ihtiyaç vardır. Bu şirketler pazarın getirilerine inanarak, rakipleriyle veya partnerleriyle olan “kazan, kazan” prensibi üzerine kurulmuş bir ticari ilişkiye hazır olursa, bu işin altından kalkmayı mutlaka başaracaktır.

Low cost uçuşların çoğalmasıyla Türk turizminin yeniden şaha kalkması kaçınılmazdır.

Görüşmek dileğiyle.

Hamit Kuk